04 Eylül 2012

Edgerunner

Ülkemizdeki oyuncular, konu RPG olunca çoğunlukla "tüketici"dir. Elbette her oyunda kurallar değiştirilir, setting'lere eklemeler yapılır, hatta bazı DM'ler kendi setting'lerini bile yaratır. Ama baştan sona, kural seti de dahil, yaratıcı bir oyun yazıldığını pek görmedim, en azından Edgerunner'ı keşfedene kadar. Bu yeni ve ilginç oyunla ilgili kuru bir review yazmaktansa yaratıcısı Mert Torun ile bir röportajın daha faydalı olacağını düşündüm.

Buyrun, Mert'le Edgerunner hakkında biraz sohbet edelim...

Ne zamandır RPG oynuyorsun?
1993'te başladım ama oyunculuğum oldukça kısa sürdü. Oynadığım ilk oyunun heyecanıyla getirttiğim ilk RPG kitabım Mechwarrior, o zamanlar herkesin alışmış olduğu AD&D'den oldukça farklı olduğu için iş başa düştü, öğrenip oynatmak durumunda kaldım. O zaman farkettim ki ben tüm o hikayeye hakim olmayı, yaratmayı, şekilendirmeyi çok seviyorum. Böylece uzun sürecek GM'lik hayatımın ilk adımını atmış oldum, ve sanırım o zamandan bu yana oynadığımın en az üç katı kadar oyun yönetmişliğim vardır.

Favori oyunun hangisi?
Aslında hala olayların temeli, ODTÜ Öğrenci işlerinin bürokratik hatası yüzünden hazırlık sınıfında okuyormuş gibi yapmak zorunda bırakıldığım, ama aslında başında bilmesem de hayatımın en rahat ve keyifli dönemlerinden biri olan 1993-94 öğretim yılına dayanıyor. ODTÜ BKFT'da tanıştığım bir arkadaştan ödünç aldığım (arkadaş mezun oldu gitti, kitabı geri veremedim) Cyberpunk 2020 kitabı, daha sonraki yıllarda oynadığımız oyunlar arasında önemli bir yer tuttu. AD&D ve Mechwarrior'ın karmaşık ve tutarsız kural sistemlerinden sonra son derece düz ve anlaşılır bir sistem olan Interlock ilaç gibi gelmişti. Bir yandan da Cyberpunk 2020'nin acımasız ve paranoid dünyası, koboldlara malkoçoğlu usulü dalmayı alışkanlık haline getirmiş olan arkadaşların ilginç, kanlı ve kısa hikayelerde başrol oynamalarına vesile oldu. 3 saat karakter yarattıktan sonra 45 dakikada herkesin ölümüyle biten ilk oyunlarımızdan sonra -ki ben karakterleri gerçekten öldürmeye filan çalışmıyordum- gitgide paranoidleşen oyuncularım artık ben pek bir hikaye hazırlığı yapmadan da başlarını belaya sokmayı öğrendiler ve daha ilginç hikayelerimiz oldu.

Edgerunner'ı yazmaya neden karar verdin?
Aslında Edgerunner hiç öyle"aklımda uzun süredir olan bir proje" filan değildi. Kaderin ağlarını örmesi sonucu aniden ortaya çıktı diyebiliriz. Yıllardır RPG'den uzak kalmıştım ve çok özlemiştim. Bu konuda bir şeyler yapmak istiyordum ama aklımdan geçen oyun yazmak değil oynatmaktı. İşlerimin beni depresyona sokacak kadar durgunlaştığı bir dönemde Diaspora adlı son derece ilginç bir RPG ile tanışmam her şeyin başlangıcı oldu. Diaspora'nın dört arkadaş tarafından, yıllardır oynadıkları Traveller'a daha iyi bir alternatif olması için, tamamen hobilerinin bir uzantısı olarak yazıldığını ve temel aldığı FATE sisteminin OGL ile dağıtıldığını öğrendim. Üstüne bir de Deus Ex Human Revolution'ın muhteşem trailer'larını gördüm ve Cyberpunk damarım kabardı. Açıkçası gaza geldim. Boş vaktimin bol olmasından da faydalanıp yazmaya başladım. Bir ay içinde oyun ete kemiğe bürünmüştü ama hiç oynanmamıştı.

FATE'i seçmendeki sebep neydi?
FATE hem kolay hem de derinlikli bir sistem. Tüm kuralları bir sayfada özetlenip 20 dakikada anlatılabiliyor ama o kurallarla yapılabileceklerin sınırı yok. Daha da önemlisi FATE'in kuralları homojen, alışkın olduğumuz çoğu diğer sistem gibi belli bir konuda (çoğunlukla kavga-dövüş) çok detaylı, diğer taraflarda at-zarı–geç türünde değil, her tarafta aynı. Bir de, FATE bir karakterin özelliklerini önceden belli rakamlara değil, Aspect denen cümlelere bağlıyor ki bu benim oyun için istediğim birkaç özellik için önemli bir taban oluşturuyor.

Biraz açıklığa kavuşturayım. FATE sisteminin henüz resmi bir kitabı yok. FATE ile kurgulanmış oyunlar var ama hepsi bir başka FATE oyununu baz almış ve üzerine kendi sistemini geliştirmiş durumda. Ben de Edgerunner için aynısını yaptım. Diaspora benim başlangıç noktamı oluşturdu ama gerek Diaspora'dan gerek diğer FATE oyunlarından oldukça farklı bir yere geldim diyebilirim.

Standart zarlar yerine neden Fudge zarlarını tercih ettin? Bu FATE sisteminde bir zorunluluk mu?
Tam olarak değil, aslında ±4 arası sıfır merkezli bir çan eğrisine yakın birsonuç veren her türlü zar olabilir. Genelde alternatif olarak d6-d6 öneriliyor, hatta 2d3-2d3 tam aynı dağılımı veriyor. Önemli olan sıfır merkezli olması, böylece skill seviyeleri aynı zamanda bir karakterin bir konudaki ortalama başarı seviyesini temsil edebiliyor.

Bu çalışma ne zaman başladı ve bitti (mi)?
Ekim 2011'de Diaspora'yı okudum ve Edgerunner'ı yazmaya başladım. Önemli ve farklılaştıran konuların çoğu bitti ama bir büyük konu kaldı önümde. Karakter yaratma. Kafamda oldukça oturmuş durumda ama yazıya dökülemedi henüz. Tabi her deneme oyunundan sonra değişiyor o yazdıklarım. Oyun şu anda alfa aşamasında, yani benim kafamdaki fikirler yazılardan önde gidiyor hala ve bu yüzden doğru şekliyle oynatabilecek tek kişi benim. Kafamdakiler tamamen yazıya döküldüğünde benden bağımsız oynanabilir hale gelecek ama hala kurallar değişebilir olacak, bu da beta aşaması ki bu noktaya az kaldı diyebilirim. Kurallar tamamen oturup da sadece anlatım ve örneklerle oynamaya başladığım bir aşamaya gelince de oyun bitti diyebileceğiz. Bunun olması için de birincisi aynı ekiple uzun soluklu bir oyun oynayacak fırsatı bulmam ve ikincisi, oyunu ben olmadan oynayan insanlardan da geri bildirim almam gerekiyor.

Edgerunner'ı diğer oyunlardan ayıran özellikler nelerdir?
Belki de en önemli yanı bu Edgerunner'ın. Başlarken tam olarak nasıl bir oyun yapmak istediğimin farkında değildim, ama ilerledikçe ortaya çıkan oyun bilindik RPG paradigmalarının sınırına geldi dayandı. Mesela GM yok bu oyunda, hakem var. Dünyayı, hikayeyi ve olayları yaratmak ve oynamak herkesin işi, hakemin yegane işi bu sırada kavga çıkmasını önlemek ve kuralların doğru uygulanmasını sağlamak. Kurallar da zaten buna göre oluştu. Edgerunner'ın kuralları simulasyon kuralları değil. X kadar becerikli biri Y yapmaya kalkarsa ne olur sorusunu cevaplamıyor kurallar. Daha çok hikaye yazmaya, hikayeyi yönlendirmeye yönelik, ve hikayeyi yine oyuncular anlatıyor. Kural diyor ki X kadar becerikli biri Y yapmaya kalkarsa ortaya muhteşem/vasat/korkunç bir hikaye çıkar, hadi anlat bu hikayeyi. Yani birincisi, sonucu oyuncu anlatıyor, ikincisi sıradan RPG'lerin aksine yapılan hareketler ve istenen sonuç önceden belirlenmiyor. Önce mekanizma çalıştırılıyor, sonra hikaye anlatılıyor çıkan sonuca göre. Örneğin, en klasik şekliyle bir kavga sahnesini ele alalım. Edgerunner klasik bir RPG olsaydı muhtemelen şöyle bir şeyler olurdu:

Oyuncu: Adamın ağızının ortasına sıkı bir tekme patlatıyorum Close Combat üç…
GM: At zarını…
Zarlar: Tkırtırk (-2)
GM: Hmm… 3-2=1… tekme adamın çenesini teğet geçti, bir puan cool hasarı aldı. 

Halbuki Edgerunner'da bu biraz daha farklı işlıyor:

Oyuncu: Karakterim adama Close Combat 3 ile girişiyor…
Zarlar: Tkırlenk (+1)
Oyuncu: Hmm… 3+1=4… Karakterim adamın bir anlık boşluğundan yaralanıp ağızının ortasına sıkı bir tekme patlatıyor. Adam sersemleyip sendeliyor, ağızındaki kanı silip ters bir bakış atıyor… Hakem:Yazayım 4 puan cool stress… 

Bir de, farkettiysen, oyuncu hikayeyi ele almış durumda, karşısındakinin ne yaptığını söyleyebiliyor, kendi karakterini de aktör gibi oynamaktansa yazar gibi hikayesini anlatıyor. Klasik RPG'lerin sıfırıncı kuralı; GM tanrıdır, ne derse olur'dur. Edgerunner'ın sıfırncı kuralı biraz daha farklı: Herkes istediği zaman istediği hikayeyi anlatabilir. İtiraz eden yoksa aynen öyle olur. İtiraz eden varsa oyun kuralları devreye girer. Yani herkes sazı eline alabilir ve teoride  bir Edgerunner oyunu tek bir zar atılmadan gayet keyifli bir şekilde oynanabilir.
Bu durumun getirdiği başka şeyler de var, mesela Edgerunner'da sır yoktur. Oyuncular olan bitenle ilgili her şeyin farkındadır, karakterleri farkında olmasa bile. Eğer bir oyuncu, bildigi bir şeyi karakteri de biliyormuş gibi davranıyorsa o karakterin bir şekilde o konuyu öğrendiği varsayılır. Ya da birisi bu duruma itiraz eder ve kurallar devreye girer, kimin dediğinin doğru kabul edileceği çözümlenir.
Yani oldukça farklı yönleri var Edgerunner'ın. Anlatılmaz yaşanır…

Peki Edgerunner sadece kural seti mi yoksa setting de mevcut mu?
Setting yok Edgerunner'da. Kendi setting'ini yaratmak icin kurallar var, zaten setting yaratmak herkesin işi. Belki ileride bir-iki örnek setting yayınlarım ama bunlar asla bağlayıcı setting'ler olmazlar. Oyunun en önemli özelliklerinden birisi oyuncuların dünyayı kendi isteklerine göre yaratıp şekillendirmesi zaten. Ben bir setting yaratsam bile birileri orada oynamaya başladığı anda o setting onların olacaktır.

Test oyunların nasıl gitti, beklentilerini karşıladı mı?
Gitgide daha iyi oluyor. İlk oyunda masayı biraz kalabalık tutma gafletini gösterip kontrolü kaybetmiştim. Ama şunu farkettim ki hiç RPG görmemiş oyuncular daha çabuk öğreniyorlar. Daha önce RPG oynamış olanlar genellikle alışana kadar gözümün içine bakıyorlar "ee şimdi n'olacak?" der gibi. Halbuki hikayeyi ele alıp ne olacağını onların anlatması gerek. Şuna benzer diyaloglar geçti bol bol:

 Oyuncu: Gizlice içeri sızmaya çalışıyorum…
 Ben: …
 Oyuncu: …
 Ben: …
 Oyuncu: ee, ne oluyor,zar atayım mı?
 Ben: Bilmem,sızabiliyor musun içeri?

Daha sonraki bir oyunda oyunun benim planlamadığım bir özelliğini keşfettim, çok güzel PvP oynanabiliyor Edgerunner. Karakterler kendilerini farklı taraflarda bulabiliyor ve kapışabiliyorlar. Karakter bilgisi oyuncu bilgisinden ayrı olduğu için sorun çıkmadan hikayeler çözümlenebiliyor.
 
Şu ana kadarki en büyük sorunum, aynı kadroyla ikinci bir oyun oynayamamış olmam. Test oyunları için bulabildigim yegane fırsat ayda bir yapılan Wizards of Istanbul. Orada da hep farklı gruplara oynattım, aynı insanları tekrar toplamak çok mümkün olmuyor. Düzenli oynayacak bir grup toparlayabilirsem bu sorun da ortadan kalkacak.

Edgerunner open source mu?
Doğrusu henüz bilmiyorum. Temel aldığım FATE sistemi OGL ile dağıtılıyor ama ben sistemi oldukça değiştirdim, kural anlatımlarını da kendim yazdım. Bu durumda OGL'nin share-alike gereksinimi beni ne kadar bağlıyor bunu tam olarak kestiremedim. Ben oyunu dünyayla paylaşabilmek istiyorum ama şoyle bir ikilemim var. Genelde OGL tabanlı oyun yazanlar kural sistemlerini OGL ile, setting malzemesini ise daha sınırlı bir çerçevede dağıtıyorlar ki hem oyunu geliştirmek isteyenlere açık olsun hem de orijinal malzemeleri başka ellerde harcanmasın. Edgerunner ise %90 bir kural sistemi, onu OGL yaparsam bana ne kalır sorusunu cevaplayamadım henüz. Muhtemelen Creative Commons Non-Commercial Share-Alike lisansı işimi görecek bu konuda ama o konuyu daha sonra ele alacağım zaten. Ben karar verene kadar tüm hakları saklıdır :)
Bir de bu isin tersi var. Cyberpunk 2020 ile büyümüş birisi olarak o oyundaki karakter rollerinin isimlerini burada da kullanmak istedim. Aslında isimler dışında pek bir benzer yanları da kalmadı ama yine de bir hak ihlaline girer mi bilmiyorum. Biraz karışık yani. RPG tarihimin en önemli oyununa atıfta bulunmak istiyorum ama haklarını yemek de istemiyorum.

Oyuna katkıda bulunan başkaları var mı?
En başta sayıları 20'yi geçen oyuncularım, oyun sürecinde yapıcı eleştirilerini esirgemediler.  Ayrıca oyunu inceleyen ve yine yapıcı eleştirilerde bulunan rpg.stackexchange.com üyelerine de teşekkür etmem gerekir. Tabi bir de yazarken kaptırıp gözden kaçırdığım envai çeşit yazım hatası, düşük cümle ve anlam bozukluklarını düzeltmemi sağlayan zoraki editörüm ve sevgili eşim Betül var. Onun dışında tabi Cyberpunk 2020, Diaspora ve FATE sistemlerine emeği geçen herkese de hakkını vermem gerekir. Tabi bir de henüz kim olduğunu bilmediğim müstakbel ilustratörüm var günün birinde teşekkür edeceğim. Edgerunner'ın belki de en önemli eksiği, insanları havaya sokacak güzel ilustrasyonlar. Bu işi severek yapacak bir ortak aradığmı da burada ilan etmiş olayım.

Oyunu satmayı düşünüyor musun? Herhangi bir dağıtıcı ile görüştün mü? Yoksa DriveThruRPG gibi bağımsız oyunlara destek veren bir sitede mi satmayı tercih edeceksin?
Oyunu satmak derken, bir yayıncıya haklarını devretmekten bahsediyorsan, hayır. Oyunu biraz daha olgunlaştıktan sonra kendi imkanlarımla satmak istiyorum. En önemli formatı da sanırım bir e-kitap olacak. Belki bir kickstarter projesi açarım.

Oyunla ilgili gelecek planların nedir?
En önemli proje herhalde oyunu bir interaktif e-kitap şeklinde satmak olacak. Hem kitap içeriğinin olduğu, hem de oyunu oynamak için yardımcı araçlar içeren bir iPad uygulaması olabilir mesela.

Teşekkürler Mert, Edgerunner'ın geleceğini rpgdelisi olarak merakla takip edeceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme